Zaman zaman kendime şu soruyu sorarım: "Girişimciden yönetici olur mu?"
Ancak son 15 gündür neredeyse hergün kendime sorar oldum.
Son 15 gündür Akın Öngör'ün "Benden sonra devam" adlı kitabını okuyorum. Gectigimiz Cumartesi bitirdim.
Akın Öngör, Garanti Bankasi'nin 1990-2000 yillari arasindaki Genel Müdürü.
Kendisinin Turkiye'nin gelmis gecmis en iyi liderlerinden biri olarak duyardim.
"Benden sonra devam" adli kitabinda Garanti'yi nasil degistirdigini, o 'degisim ve donusum'e nasil liderlik yaptigini anlatiyor.
Her satiri muthis...
Kitabın her sayfasını okuduğunuzda, "10 yil icinde nasil bu kadar seyi degistirmis, nasil bir nefes, nasil bir motivasyon ve inanc var?" diyorsunuz.
Herneyse Cumartesi gecesi Young CEO Club Baskani Sevgili Omer Nart'la Bebek Midpoint'e dogru yuruyorduk.
Tam Omer'e aslinda 5 yil hic uzun sure degil, ama cok sey degistirilebilecegini, bak Akin Ongor'e 10 yilda Garanti'yi ve Turk bankacılık sektörünü nasil degistirdigini kitaptan örneklerle anlatırken Bebek Lucca'nin onunden geciyorduk.
Sagima bir baktim, bir de ne goreyim? Akin Öngör!
Son 15 günde kahramanim olmus, kitabini arkadasima anlattigim kisiyle karsilastim.
Daha önce tanışmamıştım, benden daha girişimci olan Ömer dedi ki; Hadi gidelim tanışalım.
Ben yok rahatsız etmeyelim dediysem, bir an gidelim bu hikayeyi anlatalım diye gecenin 3.5'unda kendi çapımızda bir deliliğe imza attık.
Midpoint'in önünden döndük, Lucca'ya doğru ilerledik ve Akın Öngör'e 'merhaba' diyerek bu 2-3 dakika içinde yaşadığımız hikayeyi anlattık.
Son derece samimi yaklasip, kahkahalar atti Akın Öngör. Ayaküstü sohbet ettik, çok keyifliydi...
dekatlon adli bir sosyal medya ajansinin ortaklarindan biri oldugumu soyleyince kartvizitimi istedi, yanimda yoktu veremedim:) (Sosyal hayatta kartvizit tasimamaya ozen gosteriyorum son zamanlarda, ama o gece biraz pismanlik duydum:)
Akın Öngör kitabında girişimcilik'le ilgili birşey anlatmamıştı. Ama kitabı okurken bir yandan anlatılan vakaları kendi girişimcilik yaşamımla ozdeslestirmeye calistim.
Buyuk bir sirketde hele ki krizlerin oldugu bir donemde nasil bu donusumu gerceklestirmis? Nasil takimini bu kadar kendisine baglayip, onlarin sevgisini kazanmis?...
Aslinda iki liderlik var benim yorumladigim.
Birinci liderlik, amaci dogrultusunda mukemmel insanlar secerek onlara mukemmel bir yoneticilik sergilemek...
İkinci liderlik, bircok degisim projesine liderlik yaparak, teknoloji, operasyon, bankalarin musteri yonetimi gibi konulara yenilik getirerek verimlilik ve kar'ı arttırmak...
İşte genç girişimci olarak birinci tip liderliğe benim gözüm kesmiyor... Zaten pek de başarılı olduğumuz söylenemez:)
Çok başarılı girişimci insanlara bakıyorum, onlardan da bu konuda başarılısı pek yok. Biraz para kazandıktan sonra yönetimi profesyonellere devrediyorlar. Çünkü girişimcilik ve yöneticilik çok ayrı konsantrasyonlar. İkinci tip liderlik, girişimciliğe daha bir yakın.
Girişimci insanın ruhunda şunlar var; yeni şeyler geliştirmek, şirketini büyütmek, engellerle uğraşmayıp koşmak...
Girisimci, yöneticilik yapmaya çalıştığı zaman girişimci kimliği bir hayli geride kalıyor...
Girişimci bunu farkettiği zaman hayat tatsız, tuzsuz oluyor...
Akın Öngör'ün takımına en çok söylediği sözlerden birisi, "Timing is everything"
Bence girişimci, zamanı geldiği zaman güvendiği kişilere yönetimi teslim etmeyi bilmeli.
Asıl en iyi bildiği ve mutlu olduğu şeyi, girişimciliği, yeni iş geliştirmeyi, icat çıkartmayı yapmalı...
Doğru yerde, doğru zamanda ve doğru insanlarla...