Nurettin'in not defteri

Nurettin'in not defteri

Nurettin Ozdogan  //  Divas Diamond, Yonetici Ortak

Apr 6 / 9:37am

Soru 3: Kuracagim isin hukuku, muhasebesi, finansi ve vergisel kosullari nedir?

Internet-law_subdomain

Bir girisimcinin yine kendisine soracagi en onemli sorulardan biridir.

Maalesef Turkiye'de cahil bir girisimcilik kulturu var.

Turkiye'deki girisimci, Kervan yolda duzulur mantalitesiyle hele bir baslayalim, isi yaparken ogreniriz diyoruz. Ama bu cok yanlis!

Oyle elestirdigime, yanlis dedigime bakmayin, ben de bu konuda gecmiste cok cuvalladim. Hayat her gecen gun size birseyler ogretiyor iste...

Basarili bir girisimci olmak istiyorsaniz yapacaginiz bir isin oncelikle hukuki boyutunu cok iyi bilmelisin.

Haklarinizi, hukuklarinizi ve bir isi yaparken onunuzdeki hukuksal engelleri cok iyi yalatip yutmalisiniz.

Bir girisimcilik okulu kursam, ilk ders saatine hukuk'u koyarim, o denli onemli bu...

Bunun yaninda isin muhasebe kismi ve vergisel kosullari cok onemli.

Her ne kadar cok iyi satan bir urununuz ve hizmetiniz de olsa eger nakit akisinizi dogru bir sekilde yonetemezseniz zarara ugrar, hata bundan dolayi batabilirsiniz.

Satislariniz ve urununuze olan ilgi oyle bir aldatirki girisimciyi, bu konulari surekli erteler, hatta kucumsersiniz.

Bu da sirketi ve girisimciyi batisa dogru surukler.

Benim tavsiyem, bu konulara cok ama cok kafa yorun. Hatta imkaniniz oldugunda yemeyip icmeyip, en iyi avukat, en iyi vergi uzmani, en iyi mali musaviri tutun.

Unutmayin, uzun vadede kazanan siz olacaksiniz...

http://www.nurettinozdogan.com/2011/04/soru-3-kuracagim-isin-hukuku-muhasebes... 

Mar 25 / 12:15am

Soru 2: Uretecegim urun ya da hizmetin alicisi ne kadar? Pazar ne kadar buyuk?

Campbell

En can alici sorulardan biridir bana gore.

Bir girisimci bu soruyu net olarak cevaplayamiyorsa, kendine kotuluk yapiyor demektir. 

Buldugunuz fikir kulaga cok seksi gelebilir. Ama cogu zaman bu girisimciyi aldatir.

Esas olan bulunan fikrin paraya donusmesidir.

Ureteceginiz urun ya da hizmetin tahmini alici sayisini bulmaniz gerekir. Basit olarak kafa hesabi yapacaksiniz.

Yaptiginiz isi yapan baska oyuncular varsa, onlarin satis adetlerini, cirolarini ve karliliklarini ne yapip edip bulun. Dukkanin onunda yatmak da dahil buna.

Bu tur rakamlar borsaya kote olmayan sirketlerde aciklanmaz pek.

Benim taktigimi soyleyeyim size.

Ben bir sirketin cirosunu ogrenmek istedigimde, o sektorun duayenlerine ve bilenlerine sorarim. Onlar net rakam bilmese bile nasil hesaplanacagini ogrenir, bir aralik yakalarim.

Bu cok ama cok onemli. 

Aksi takdirde bosa kurek sallarsiniz.

Peki Nurettin, ben pazari olusturan yani 'market maker' olacagim, nasil pazarin derinligini olcebilirim ki?

O zaman benzer urun ve hizmetlerin derinligine bakacaksiniz... Bunun yaninda sizin urununuzu ya da hizmetinizi alabilecek kisi/kurumlarin neler aldigina bakacaksiniz. 

Bu sonuclari karsiniza koyup sezgilerinizi ve mantiginizi bir guzel yogurup karar vereceksiniz. 

http://www.nurettinozdogan.com/2011/04/soru-2-uretecegim-urun-ya-da-hizmetin-...

 

Mar 22 / 6:03pm

Girisimcinin ilk sorusu: "Bu iste giris bariyeri ne kadar?"

Bir girisimcinin fikrini hayata gecirirken bana gore kendisine soracagi ilk soru: 

"Bu iste giris bariyeri ne kadar?" sorusudur.

Isleriniz biraz iyi giderse, yaptiginiz seyler kopyalanacaktir.

Soylemleriniz, kelimeleriniz ortaya attiginiz kavramlar da buna dahil.

"Bu iste giris bariyeri ne kadar? sorusunun alt kirilim sorulari sunlardir:

Sizin yaptiklarinizi baskasi kolay bir sekilde yapabilir mi?

Fikrinizin kopyalanmasi kolay mi zor mu?

Sizin yaptiginiz seyi baskalari da yaparsa arz-talep dengesinden fiyatlar al asagi olur mu?

Internet girisimleri giris bariyeri acisindan oldukca dusuk bir sektordur. 

Yani fikri ve bu fikri hayata gecirme yetenegi/bilgi birikimi olan bir kisi kolayca girebilir internet isine...

Mesela sosyal medya isi giris bariyeri dusuk bir is, son zamanlarda kimi duysam sosyal medya hizmeti veren bir ajans kuruyor.

Bu fiyatlari da dusuruyor sektorun kalitesini... Siz ne kadar isinizde iyi olursaniz olun, bundan etkilenmemeniz mumkun degil.

Acikcasi bu isi ilk yaparken aklima bu konu gelmemisti, ama tecrube size bunu ogretiyor!

Diger bir yandan, her ne kadar internet girisimleri giris bariyeri dusuk desek de internetin icinde bazi alanlarin giris bariyeri cok yuksek.

Ornegin bilet isi, Turkiye'de internetten tiyatro, sinema, futbol bileti satan iki oyuncu var.

Bu iki oyuncu, oyle giris bariyerler koymus ki, exclusive anlasmalar sayesinde baska bir oyuncunun girmesini engellemis.

Yani siz milyon dolar da yatirsaniz, bir sinemanin ya da bir futbol takiminin biletini satamazsiniz, anlasmalardaki bazi maddeler ve yaptirimlar yuzunden.

Aslinda bu rakabet kanunu acisindan yasal degil. Ama alan da satan da memnun oldugu icin birsey degismiyor.

E-Ticaret isi mesela gun gectikce giris bariyeri yuksek bir hale geliyor. 

Her gecen gun rekabetten dolayi sitenize trafik cekmek icin daha fazla pazarlama butcesi harcamalisiniz.

Cunku siz harcamazsaniz baskasi harcayip, sizin onunuze cok hizli gecebilir.

Bir ornek de internet sektoru disindan vereyim. 

Simit Sarayi... Yuzlerce subesi var.

Kuruldugu yildan bu yana defalarca kopyalandi, ancak hicbiri basarili olamadi.

Cunku Simit Sarayi, merkezi uretim ve dagitim agiyla rekabet avantaji yaratiyor.

Simit Sarayi kopyalayanlar fiyat konusunda kendisiyle rekabet edemeyince kapatiyorlar.

Uzun lafin kisasi, bir girisime yelteninken "giris bariyeri" konusuna oldukca kafa patlatmalisiniz. 

Giris bariyeri cok dusukse ya da cok yuksekse uzerinde iki kez dusunulmelidir. 

Bunun yaninda akilli bir girisimci, "Nasil giris bariyerleri koyabilirim?" onu da dusunur.

Benden soylemesi;)

http://www.nurettinozdogan.com/2011/04/girisbariyeri/ 

 

Mar 19 / 7:26pm

Girisimcinin kendisine sormasi gereken sorular yazi dizisi

Son zamanlarda arkadaslarim saolsunlar bir ise girme niyetleri oldugunda benim fikrimi aliyorlar;

"Sence bu is tutar mi ya da bu ise girmeli miyim?" diye. 

Keza universitelerde gittigim konferanslarda aklında is fikirleri olan sonradan benle iletisime gecip, bazi konularda danismak istiyorlar.

Zamanim yettigi oraninda destek olmaya calisiyorum. 

Bu benim icin oldukca mutluluk verici birsey.

Gerek arkadaslarin olsun, gerek seni konferanslarinla ya da yazilarinla tanimis parlak bir genc olsun, hic farketmez...

Birilerinin ilk senin fikrine basvurmasi cok ozel bir duygu.

Bana girisim fikirlerini ya da bir ise girip girmeme konusunu danisan kisilere direkt "Kesinlikle gir" ya da "Girme bu is tutmaz bence" demiyorum.

Bunun yerine onun kendisine dogru sorular sormasini saglamaya calisiyorum.

Aslinda bu cok kolay birsey. 

Cunku hangi is fikri hangi sektor olursa olsun, uc asagi bes yukari sorular benzerdir. 

Keza bunlar ayni zamanda yatirimci sorularidir!

Bu yuzden 5 yazilik bir yazi dizisi yazacagim kisa kisa.

Bu yazi dizisinde genc bir girisimcinin bir ise girerken kendisine soracagi sorular uzerine deginecegim.

İlk yazi yarin;)

 

Feb 7 / 9:01am

Pazarlama dünyasının gözü Social Media World Forum'da

SMWF London

Sosyal medyanın pazarlama dünyası içerisindeki yeri ve önemi her geçen gün artıyor, dünyanın en büyük markaları ise pazarlama stratejilerini sosyal medyadan bağımsız düşünemiyor.

Bu yıl, Engage with The World of Social Media Marketing" sloganıyla düzenlenecek olan Avrupa'nın en büyük sosyal medya etkinliği de; Mercedes, Dell, Sony Ericson gibi büyük markaların interaktif pazarlama ve CRM yöneticilerinin katılımlarıyla Londra'da, Olympia'da düzenleniyor.

Etkinliğe ülkemizi temsilen, Dekatlon Buzz Sosyal Medya İletişim Ajansı kurucu ekibi de katılıyor.

Markaların sosyal medyaya yaklaşımları ve sosyal medyanın marka yaratma ve konumlandırmadaki hayati önemi, bu yılki etkinliğe ilham veriyor. Ele alınacak konular arasında; "Marka Yaratmada Sosyal Medya'nın rolü, Lokasyon Bazlı Pazarlama, Markaların Sosyal Medya Ajansını belirlemede dikkat etmesi gerekenler, sosyal medyada B2B" bulunuyor.

Mercedes, Dell, Sony Ericson, Zynga gibi markaların interaktif pazarlama ve CRM uzmanlarının yanı sıra Telegraph ve Reuters'tan konuşmacıların da yer alacağı, bir çok konferans, workshop ve buluşmanın gerçekleşeceği Social Media World Forum hakkında ayrıntılı bilgiyi http://www.socialmedia-forum.com adresinde bulabilirsiniz.

 

Jan 9 / 11:14am

Startup'larda kurucuda ask, çalışanlarda ise birbirine karsi sevgi olmazsa olmaz!

Entering-startup
Girisimcilige baslarken Paul Graham'in "Nasil Startup kurulur?" makalesini okumustum sabaha karsi.

Simdi geriye donup baktigimda her satiriyla karsi karsiya gelmis, kafa yormusuz.

Degismeyen tek sey degisimden yola cikarsak, internet girisimciligi de evrimlesiyor, degisiyor.

Birinci tezim, Bana gore bugun garajda, yurt odasinda internet girisimi donemi geride kaldi. Parasiz ve yatirimsiz bir internet girisiminin basarili olacagina inanmiyorum.

Ikinci tezim ise, eskiden bir internet girisimi icin sabir gerekirdi. Yani 3-5 sene de olsa bir sonuc almak icin beklenirdi. Hic uzaga gitmeyelim, Turkiye'den yemeksepeti, gittigidiyor, e-bebek.com gibi sirketleri kuran basarili girisimciler uzun yillar para kazanmadan aci cektiler.

Ama bugun baktigimizda bir internet girisimin akibeti ilk 3 ayda bilemediniz 6 ayda belli oluyor. 

İnternet girisimciligi evrimlesiyor diyoruz, dogru. Ama bazi carpanlar degismez carpan olarak kaliyor.

Mesela, girisimcideki ask gibi... 

Mesela, startuplardaki calisanlarin birbirine ve kurucularina olan sevgisi gibi...

Bu iki sey bence startuplarda olmazsa olmaz!

Hani kurumsal sirketlerde denir ya; "Birbirinizi sevmek zorunda degilsiniz, ama saygi duymalisiniz."

Iste bu startuplarda gecerli degil.

Startup kulturunde insanlar birbirlerini sevmek zorundadirlar.

Cunku startup kulturunun mayasinda sevgi vardir,

Ve bu sevgiden yoksun olan insanlar basarili bir startup'in dogal seleksiyonunda elenir, disarida kalir.

Zira startup'i basarili hale getiren ne para, ne teknoloji ne de fikirdir.

Insanlardir! 

Jan 2 / 1:53pm

2011'de sosyal medya'da neler olacak?

Kahin

Ajans ve reklamveren tarafında...

-2010 sosyal medya işinin business'a çevrildiği bir yıldı. Hem ajans hem reklamveren tarafinda bir kaos hakimdi. Sosyal medya islerini kim yapacakti? Medya planlama ajanslari mi? PR ajanslari mi? Reklam networkleri mi? Dijital ajanslar mi? Yoksa bu ise konsantre olan Sosyal medya ajanslari mi? 2011'de bu sorunun cevabi reklamveren kafasinda daha net olacak. 

-Dijital, pazarlamanin merkezine daha da kayacak. Sosyal medya ajanslari ya da sosyal medya ve online itibar konularinda bilgi birikimi olan dijital ajanslar daha kiymetli olacak. 360 derece butunlesik pazarlama iletisiminin merkezi dijital olan islere daha cok rastlayacagiz.

-Sosyal medya, PR isi gibi ucuzlayabilir. Yani ajanslar kendi kendilerini bacaklarindan vurabilir. Ancak bu benzerligi tam PR sektörü gibi aciklayamayiz. Sosyal medya cok zor bir konu. Markalar, bu konuda sirf fiyattan dolayi kendilerine iyi bir ajans bulmazlarsa, pazar ve itibar kaybi yasayacaklar. 2011'de bunun net orneklerini daha cok gorecegiz. 

-Markalar, Sosyal medya hizmeti konusunda her turlu ajans bulabilecek. Ortalama fiyatlari da belli olacak. Ama 2-3 adet ajans bu ortalama fiyatlari hic sallamayarak sadece isine bakacak. Buyuk reklamverenler ise bu ajanslarla is yapacak. Demem o ki fiyat indirmek ajanslar icin iyi bir strateji olmayacak. (Kobilere hizmet veren bir konumlandirmasi yoksa)

-Marka yoneticiler en cok dijital/sosyal medya ajanslariyla vakit gecirecek. En iyi mesai arkadaslari o ajanslarin ortaklari ve yoneticileri olacak.

-Ajanslar yetismis insan kaynagi bulmakta daha da zorlanacaklar. Ancak yetisme motivasyonu yuksek, daha egitimli ve yetenekli gencler daha cok dijital/sosyal medya ajanslarina basvuru yapacak. 

-Turkiye'deki ajanslar cevre ulkelere sosyal medya isleri yapacaklar. Turkiye sosyal medya ve online itibar konularinda know-how ihracaatinda bulunacak.

-KPI ve Social Media Metrics konusu daha da netlige ulasacak. Bu netligi saglayan ajanslar lider ajanslar olacak.

-Stratejiden yoksun sosyal medya proje fikirlerinin yuzune bakilmayacak. (2011'in sonu gibi)

Uygulamalar tarafinda...

-Sadece marka icin yapilmis advergame'lerin sayisinda azalma olacak. Bunun yerine var olan social gaming ve roleplaying (Farmville, Cafeworld, Cityville, Sanalika, popmundo vs) oyunlara markalar girecek.

-2010'da da soylemistim. Kampanya bazli mikro siteler olecek. Hatta markalarin web sayfalari bile olecek, bunun yerine direkt markanin Facebook sayfasi olacak. Google'a markayi yazdiginizda Facebook sayfasi ilk sirada yer alacak. (Bunu Turkiye'nin en iyi ve en eski digital ajanslardan birinin sahibi de soylemisti)

-Oyunlar, yarismalar, kampanyalar mikro site ve marka web sitesi yerine sosyal aglar ve Comscore listesindeki mecralar icinde yer alacak. 

-Medya planlamanin buyuk bir kismi Google Adwords, Facebook ads ve mecralar/mobil icindeki uygulamalara akacak. Display banner tarih olacak, bu konu sasirtici bir hizla ilerleyecek.

-TV, Radyo, Gazete ilani ve bilboard'la etkilesimi olan sosyal medya uygulamalarina bol bol rastlayacagiz. 

-Augmented reality, Crowdsourcing, Mobil uygulamalar, Lokasyon bazli servisler... Bu kelimeler daha cok agizda sakiz olacak.

Online itibar yonetimi tarafinda...

-Calisanlarina Social Media Policy dagitmayan sirket yok denilecek kadar az olacak.

-İnternetteki itibarini yonetemedigi icin birkac hissesi dusen sirket ornegi gorulecek. Hatta CEO istifalarina bile sebep olacak.

-Tuketiciler internet sayesinde daha da bilinclenecek. Tuketiciler Facebook'ta birlik olup sirketlerin canini cok yakacak. Bu yuzden sirketler musteri memnuniyeti konusunda daha cok yatirim yapacak. 

-Online itibar yonetimi cok pahali bir hizmet olacak. Sadece sirketler degil, sahislar da bu konuda ajanslardan hizmet alacak. 

İnternet girişimciliği tarafinda...

-"Bir fikrim var..." diye ortaya cikan genc ve hevesli insanlara daha cok rastlayacagiz. 

-Yeni mecra yapmak yerine sosyal aglar ve mobil platformlar uzerine uygulama yapan girisimlere daha cok rastlayacagiz. (Melek yatirimci oldugumda bu sirketlere yatirim yapacagim sahsen)

-Social gaming ve mobil oyunlar yapan cengaverler ortaya cikacak.

-"Parasiz pulsuz internet girişimi yapilmaz hele eticaret asla yapilmaz" tezi ortaliklarda dolanacak. 

Sosyal hayat konusunda...

-Lokasyon bazli servisler sayesinde es/sevgili aldatmalari anlasilacak, bu yuzden bosanma ve ayrilma vakalari daha cok yasanacak. Boylece avukatlar sosyal aglara daha vakif olacak:)

-Sosyal medya sayesinde psikopat ve sosyopatlarin sayisinda inanilmaz bir artis olacak. Turkiye'deki Psikiyatrist ve Psikolog sayisi bu talebe cevap veremeyecek.

Dec 20 / 2:53pm

Akın Öngör'den esinlendiğim bir soru: Girişimciden yönetici olur mu?

Akin_ongor

Zaman zaman kendime şu soruyu sorarım: "Girişimciden yönetici olur mu?"

Ancak son 15 gündür neredeyse hergün kendime sorar oldum.

Son 15 gündür Akın Öngör'ün "Benden sonra devam" adlı kitabını okuyorum. Gectigimiz Cumartesi bitirdim.

Akın Öngör, Garanti Bankasi'nin 1990-2000 yillari arasindaki Genel Müdürü. 

Kendisinin Turkiye'nin gelmis gecmis en iyi liderlerinden biri olarak duyardim. 

"Benden sonra devam" adli kitabinda Garanti'yi nasil degistirdigini, o 'degisim ve donusum'e nasil liderlik yaptigini anlatiyor.

Her satiri muthis...

Kitabın her sayfasını okuduğunuzda, "10 yil icinde nasil bu kadar seyi degistirmis, nasil bir nefes, nasil bir motivasyon ve inanc var?" diyorsunuz. 

Herneyse Cumartesi gecesi Young CEO Club Baskani Sevgili Omer Nart'la Bebek Midpoint'e dogru yuruyorduk.

Tam Omer'e aslinda 5 yil hic uzun sure degil, ama cok sey degistirilebilecegini, bak Akin Ongor'e 10 yilda Garanti'yi ve Turk bankacılık sektörünü nasil degistirdigini kitaptan örneklerle anlatırken Bebek Lucca'nin onunden geciyorduk.

Sagima bir baktim, bir de ne goreyim? Akin Öngör!

Son 15 günde kahramanim olmus, kitabini arkadasima anlattigim kisiyle karsilastim.

Daha önce tanışmamıştım, benden daha girişimci olan Ömer dedi ki; Hadi gidelim tanışalım.

Ben yok rahatsız etmeyelim dediysem, bir an gidelim bu hikayeyi anlatalım diye gecenin 3.5'unda kendi çapımızda bir deliliğe imza attık.

Midpoint'in önünden döndük, Lucca'ya doğru ilerledik ve Akın Öngör'e 'merhaba' diyerek bu 2-3 dakika içinde yaşadığımız hikayeyi anlattık.

Son derece samimi yaklasip, kahkahalar atti Akın Öngör. Ayaküstü sohbet ettik, çok keyifliydi...

dekatlon adli bir sosyal medya ajansinin ortaklarindan biri oldugumu soyleyince kartvizitimi istedi, yanimda yoktu veremedim:) (Sosyal hayatta kartvizit tasimamaya ozen gosteriyorum son zamanlarda, ama o gece biraz pismanlik duydum:)

Akın Öngör kitabında girişimcilik'le ilgili birşey anlatmamıştı. Ama kitabı okurken bir yandan anlatılan vakaları kendi girişimcilik yaşamımla ozdeslestirmeye calistim. 

Buyuk bir sirketde hele ki krizlerin oldugu bir donemde nasil bu donusumu gerceklestirmis? Nasil takimini bu kadar kendisine baglayip, onlarin sevgisini kazanmis?... 

Aslinda iki liderlik var benim yorumladigim. 

Birinci liderlik, amaci dogrultusunda mukemmel insanlar secerek onlara mukemmel bir yoneticilik sergilemek...

İkinci liderlik, bircok degisim projesine liderlik yaparak, teknoloji, operasyon, bankalarin musteri yonetimi gibi konulara yenilik getirerek verimlilik ve kar'ı arttırmak...

İşte genç girişimci olarak birinci tip liderliğe benim gözüm kesmiyor... Zaten pek de başarılı olduğumuz söylenemez:)

Çok başarılı girişimci insanlara bakıyorum, onlardan da bu konuda başarılısı pek yok. Biraz para kazandıktan sonra yönetimi profesyonellere devrediyorlar. Çünkü girişimcilik ve yöneticilik çok ayrı konsantrasyonlar. İkinci tip liderlik, girişimciliğe daha bir yakın. 

Girişimci insanın ruhunda şunlar var; yeni şeyler geliştirmek, şirketini büyütmek, engellerle uğraşmayıp koşmak...

Girisimci, yöneticilik yapmaya çalıştığı zaman girişimci kimliği bir hayli geride kalıyor...

Girişimci bunu farkettiği zaman hayat tatsız, tuzsuz oluyor... 

Akın Öngör'ün takımına en çok söylediği sözlerden birisi, "Timing is everything"

Bence girişimci, zamanı geldiği zaman güvendiği kişilere yönetimi teslim etmeyi bilmeli.

Asıl en iyi bildiği ve mutlu olduğu şeyi, girişimciliği, yeni iş geliştirmeyi, icat çıkartmayı yapmalı...

Doğru yerde, doğru zamanda ve doğru insanlarla...

Nov 19 / 2:27pm

Yeni nesil ajans patronlarinin hangi farklari var?

Don_draper

Temel Aksoy, blogunda "Yeni Nesil CEO'larin hangi farklari var? baslikli bir yazi kalem almis.

Son ekonomik krizin yeni bir CEO profili ortaya cikardiginin uzerinde duruyor Temel Aksoy.

Bu tespit benim ilgimi oldukca cekti. Ve ayni benzerligin ajanslarda da oldugunu dusunuyorum.

Bu yuzden ben de Temel Aksoy'dan bu basligi biraz degistirerek odunc aliyorum.

Reklamcilar halk nezdinde su sekilde taniniyor:

"Kendini begenmis, kucuk dunyalari kendi yaratmis, burnundan kil aldirmayan, havali, dedigi dedik vs.vs"

Universite 2. siniftayken Serdar Erener'le tanismistim. Insani tanima merakindan ilham almistim. (Tabii o zamanlar reklam sektorunde is yapmakla uzaktan yakindam ilgim yoktu)

Sonradan ozellikle milliyetci temali reklamlariyla Turk milletini nasil tanidigini daha iyi anlamistim.

Daha sonra Koray Tastan, Kagan Ismen, Alinur Velidedeoglu, Hulusi Derici, Cem Topcuoglu gibi reklamcilarla tanisma ve sohbet etme firsatim oldu. (Hulusi Derici'yi TV programima konuk almistim)

Global reklam ajanslarinin da ajans baskanlarini tanima firsatim oldu.

İki tur reklamcilar oldugu sonucu cikarttim.

Birincisi, metin yazarligiyla baslamis Turk miletini cok iyi taniyan, stratejiyi iplemeyen zeki ve yaratici reklamcilar.

Ikincisi, cok iyi egitim almis, genellikle Bogazici mezunu, ardindan yurtdisinda okumus, kariyer basamaklarini bir bir cikmis, strateji agirlikli global network ajanslarinda calisan reklamcilar.

Sosyal medya'nin hizla hayatimiza girmesi, medyayi bir hayli degisim ve donusume soktu.

Bu degisim ve donusum, reklamverenlerin ve ajanslarin hayatini da degistirdi. 

Dolayisiyla digital agirlikli yeni nesil ajanslarin patronlari bugun eski reklamcilardan farkli olmak zorunda.

Peki, nasil?

1) Reklamveren ajans patronundan sadece pazarlama bilgisi beklemiyor. Ya da tamamen geek bir insan olmasini istemiyor. Pazarlama, teknoloji, strateji gibi farkli yetkinlik ve bilgi birikimini harmanlamasini bilen kisilerle calismak istiyor.

2) Tuccar gibi gozuken, "Bu isi cok iyi yaparim ama cuval dolusu paranizi alirim" tarzi da artik sokmuyor. Yeni nesil ajans patronlarinin reklamverene/markaya hissettirmesi gereken ilk sey, "Ben bu takimin bir parcasiyim" duygusu.

3) Mutevazi ancak cool bir ajans patronu olmak simdi cok daha etkileyici. Dunyada da Turkiye'de de "Kucuk dunyalari ben yarattim" tarzi reklamcilarin devri bitti.

4) Ajans calisanlarina karsi kibirli ajans patronu olma devri de bitmek uzere. Avrupa'nin jet sosyetesiyle saatte 10 binlerce dolar para harcarken, 1 yil boyunca ucretsiz stajyer calistiran ajans patronlarinin bu devirde basariyi surdurmesi cok zor. Bugun ajans patronlari basariyi paylasan, iletisime acik, alcakgonullu, ulasilabilinir olmak zorunda.

5) Onplanda olma kaygisi olmamali ajans patronunun. Artik tribunlere oynayan kisiler sektor tarafindan kolayca anlasiliyor. Bunun yaninda etik kodlar ve ilkeler masasinin ustunde olmali. Yaptigi isi dogru yapmali herseyden once. Zira bugunun ajans dunyasinda ajansin ismi sadece musterileri ve odulleri ile anilmiyor, ayni zamanda ajansin ilkeleriyle aniliyor.

Nov 18 / 2:24am

Sosyal medya sayesinde markalara ritüeller kazandırmak

Oreo

Japonya'da Kit Kat cikolatalarinin ugur getirildigine inaniliyor. 

Bunun cok enteresan oykusu var.

Nestle bu cikolatayi Japonya'da lansmanini yaptiginda oranin halki, Kit Kat'i

"Hic kaybetme, hep kazan" anlamina gelen "Kitto-Katsu" deyimi ile benzerligi fark etti.

Ozellikle ogrenciler sinava girmeden once bir Kit-Kat yerlerse iyi not alacaklarina inaniyorlardi.

Bizdeki okunmus pirinc, seker ve su gibi.

Nestle bu avantaji cok basarili bir sekilde kullandi. Bu sayede Kit Kat'in en cok satildigi bolge Japonya oldu.

Amerika'da cok populer bir biskuvi-kurabiye var, Oreo adinda. Oreo'nun iki ayri ritueli var.

Kimisi kurabiyenin icini acar, once kaymagini yer, sonra alt ve ust kurabiyesini yer.

Kimisi de Oreo'yu sute banarak yer. Hatta soyle bir soylenti cikmistir,

"Oreo'yu sune banip yemek Amerikalilara ozgudur"

Bu ritueller Oreo'yu Amerika'nin en cok satilan biskuvisi yapmistir. 

Irlanda da Guiness biralari cok populer. Soyle bir ritueli var.

Barmen bardagin dortte ucunu doldurur. Sonra kopulerin durulup cokmesi bekler. Yeterli surenin gectigini dusundukten sonra barmen bardagin geri kalanini doldurur. 

1990'larin basinda insanlar bir bira icin beklemek istemiyordu, netice de kimse Guiness biralarinin yuzune bakmiyordu.

Firma ajansiyla birlikte oyle bir reklam filmi hazirliyor ki, reklamdan sonra bu bira efsane oluyor.

Reklam su sekildeydi: "Sabredenler iyi seyleri hak ederler, kusursuz bir bira bardagi ancak 119.53 saniyede dolar."

Soru su, artik markalar rituellerini nasil kazanacak?

Bence sosyal medya ile...

Onumuzdeki gunlerde bu konuda saglam briefleri  sosyal medya ajanslarinin alacagini tahmin ediyorum.